
Tesnim Haber Ajansının haberine göre Gazze ve Sudan’da işlenen suçlarda BAE’nin rolüne ilişkin yeni bilgilerin ortaya çıkmasının ardından, Ensarullah Hareketi Siyasi Bürosu’nun önde gelen isimlerinden Muhammed el-Ferah yaptığı açıklamada, BAE’nin bölgedeki rolünün herhangi bir milli veya bağımsız stratejik projeyi yansıtmadığını, bilakis, güç dengelerini değiştirmek, batı hegemonyasının devamını sağlamak ve Arap halklarının güçlerini zayıflatmak amacıyla yürütülen bir amerikan-siyonist çerçeve içinde yer aldığını ifade etti.
Muhammed el-Ferah, BAE’nin Yemen, Sudan ve Gazze Şeridi’ndeki politikalarının, Abu Dabi’nin amerikan-siyonist proje ile bağlantısını açıkça gösterdiğini, BAE’nin yalnızca Washington ve tel aviv’in nüfuzun yeniden dağıtılması ya da herhangi bir özgürlükçü veya direniş projesinin bastırılmasını hedeflediği bölgelerde faaliyet yürüttüğünü söyledi.
El-Ferah, “BAE destekli milisler, herhangi bir milliyetçi vizyonun veya bağımsız stratejik projenin ürünü değildir; aksine, toplulukları parçalamayı, onları iç çatışmalara sürüklemeyi, direniş güçlerini zayıflatmayı ve ekonomi ile siyaseti amerikan ve batı düzenine hizmet edecek şekilde boyun eğdirmeyi amaçlayan siyonist bir gündemin uygulanması için kullanılan araçlardır.” ifadelerini kullandı.
Ensarullah yetkilisi, BAE’nin, Arap ve İslam dünyasının parçalanması ve Batı hegemonyasına karşı herhangi bir bağımsız güç ya da muhalif oluşumun ortaya çıkmasını engellemek suretiyle, abd ve siyonistlerin nüfuzunun devamını güvence altına almayı hedefleyen daha geniş uluslararası bir projenin bölgesel aracı hâline geldiğini vurguladı.
Ensarullah yetkilisinin bu açıklamaları, birkaç gün önce Saba Haber Ajansı’nın güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, BAE’li subayların “Şebve” ve “el-Reyyan” vilayetlerinden israil düşmanına yardım etmek üzere Gazze’ye gönderildiğinin bildirilmesinin ardından geldi.
Bu kaynak, BAE komutanlığının Gazze’ye gönderilmek üzere 45 günlük süre için subaylar seçtiğini ve bu subayların düşmana bağlı paralı askerleri modern savaş yöntemlerini kullanma konusunda eğitmekle görevlendirildiğini aktardı. Bu kaynağa göre, bu subayların bir kısmı BAE Kızılayı’nda görev yapmaktadır.
Aynı kaynağa göre, BAE subaylarının Gazze’ye gönderilmesinin amacı, Yemen’de yerine getirdikleri görevle aynıdır; yani düşmana bağlı paralı askerlerin yönetilmesi. Gazze’de paralı askerlerin yönetimi, Gazze’deki Filistinli savaşçılara karşı siyonist düşmanın yürüttüğü savaşta yer almak üzere tugayların ve grupların oluşturulması, örgütlenmesi ve saflarına katılmalarını kapsayan bir faaliyettir.
Öte yandan, geçtiğimiz günlerde BAE’nin geniş desteğini alan Hızlı Müdahale milisleri, Sudan’ın El-Faşir kentindeki savunmasız sivillere karşı korkunç bir soykırım suçu işledi ve sözde insan haklarını savunduğunu iddia edenlerin sessizliği, bu acımasız katliamın sürdürülmesini daha da cesaretlendirdi.
BAE’ye bağlı paralı askerler, çeşitli ölümcül silahlarla donatılmış bir şekilde, uluslararası toplumun sessizliği gölgesinde Sudan’da korkunç bir soykırım işlemeye devam etmektedir. Bu suçların sonucunda bazı şehirler tamamen yok edilmiş, bazı köyler ise bütünüyle yerle bir edilmiştir. Yüzlerce kadın saldırıya uğramış; bebekler, kadınlar, gençler ve yaşlılar da dahil olmak üzere binlerce kişi katledilmiş; ayrıca Sudan halkından 12 milyonu aşkın kişi bu dehşet verici suçlar sonucunda yerinden edilmiştir.
Dünya ve sözde insan hakları savunucuları, BAE destekli Hızlı Müdahale milislerinin Sudan’da gerçekleştirdiği bu korkunç soykırım suçlarını görmezden gelmiştir. Bu sessizlik, Sudan’da binlerce sivilin ölümüne yol açmıştır.
Öyle ki, bugün Kuzey Darfur’daki El-Faşir kentinde yaşananlar, uluslararası medya, insani kuruluşlar ve uluslararası toplumun sessizliği altında gerçekleşen bir “sessiz soykırımdır.” Bu sessizlik, başta BAE olmak üzere bu terörist milislere destek veren ülkelere baskı uygulanmasını engellemiş ve işlenen suçların durdurulmasını engellemiştir.



