
Tahran Cuma namazı hatibi, şehit Yahya Sinvar’ın Aksa Tufanı operasyonunu tasarlayarak siyonist rejimin istihbarat ve güvenlik yapısını çökerttiğini ifade etti.
Parstoday’in haberine göre, Tahran Cuma namazı hatibi Hüccetü’l-İslam Seyyid Muhammed Hasan Ebuturabi-Ferd, Aksa Tufanı operasyonunun siyonist düşmanın iletişim ve radar sistemlerinde ciddi aksaklıklar yarattığını, böylece direniş güçlerinin işgal altındaki toprakların derinliklerine kadar ilerlemesini sağladığını ve rejime ağır bir darbe indirdiğini belirtti.
Ebuturabi-Ferd, bu tarihi olayın üzerinden geçen iki yılın ardından siyonist rejimin derin ve yönetilemez yapısal krizlerle karşı karşıya olduğunu, bu durumun amerika ve müttefiklerini daha önce Doha’da suikast planları yaptıkları kişilerle müzakere etmeye zorladığını söyledi.
Tahran Cuma namazı hatibi, iki yıl süren savaş boyunca amerika, Filistin işgalcileri ve müttefiklerinin Gazze halkına karşı benzeri görülmemiş bir suç listesi oluşturduğunu vurgulayarak, Han Yunus, Refah, Cibaliya, Beyt Lahya ve Deyr el-Belah’ta gerçekleştirilen yoğun bombardımanların 70 binden fazla masum kadın, erkek ve çocuğun katliam edilmesine ve tüm uluslararası insan hakları yasalarının ve sözleşmelerin ihlalinin bu suçlar arasında yer aldığını belirtti.
Hüccetü’l-İslam Seyyid Muhammed Hasan Ebuturabi-Ferd, geniş çaplı suçlara rağmen Filistin halkının direnişi ve direniş ekseninin siyonist rejimi mağlup ettiğini ve nihayetinde ateşkes noktasına taşıdığını belirtti ve amerika birleşik devletleri başkanı Donald Trump’ın da, Binyamin Netanyahu’yu Gazze bataklığından kurtarmak amacıyla sahaya indiğini ifade etti.
Tahran Cuma namazı hatibi, bugün dünyanın Filistin halkının görkemli direnişi ve kararlılığı karşısında saygıyla durduğunu vurguladı. siyonist medya organlarının, Hamas ve diğer direniş gruplarının çelik gibi iradesi karşısında stratejik yenilgilerini kabul ettiklerini belirtti. Bu onurlu coğrafya parçasının, İslam dünyasında hak ile batılın mücadelesinde zaferin simgesi haline geldiğini söyledi.
Ebuturabi-Ferd, sözlerinin sonunda siyonist rejimin bölgesel ve küresel düzeyde yaşadığı siyasi, sosyal, ekonomik, güvenlik ve askeri krizlerin derin sorunlar yarattığını ve bu durumun rejimin geleceğini belirsizlik içinde bıraktığını ifade etti.




