
İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu başkomutanı, İran İslam Cumhuriyeti’nin, İsrail rejiminin hassas nükleer tesislerine ilişkin istihbarat hazinesini ele geçirmesinin ardından, potansiyel İsrail hedeflerini artık “daha kesin” bir şekilde vurabileceğini söyledi.
Tümgeneral Hüseyin Selami, Pazartesi günü yazdığı mektupta, İstihbarat Bakanı İsmail Hatib’e hitaben, son karşı istihbarat operasyonu dolayısıyla tebriklerini iletti.
Cumartesi günü haberleri gelmeye başlayan zaferde, İran istihbaratı siyonist rejimin nükleer, askeri, güvenlik ve altyapı tesislerine ilişkin çok sayıda belgeye ulaşmayı başardı.
Ele geçirilen hedefler arasında, siyonist rejimin gizli nükleer programıyla bağlantılı olan ve Tel Aviv’in yüzlerce konvansiyonel olmayan füze edinmesine yardımcı olduğu bildirilen İsrail tesisleri de yer alıyor.
Salami, “Kuşkusuz bu hassas istihbarat, işgalci Siyonist rejimin yok edilmesini hızlandırmayı amaçlayan çabaları daha etkili hale getirecek ve [potansiyel gelecekteki] İran füze saldırılarının hassasiyetini artıracaktır” diye yazdı.
Geçtiğimiz yıl, İran İslam Cumhuriyeti, rejimin İran topraklarına yönelik saldırganlık eylemlerine yanıt olarak düzenlenen iki toptan misilleme operasyonu sırasında işgal altındaki Filistin topraklarındaki bir dizi hassas ve stratejik İsrail hedefini hedef aldı. True Promise I ve II Operasyonu’nda ülke, yüzde 90 doğrulukla hedeflenen hedeflere yüzlerce balistik füze ve insansız hava aracı fırlattı.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi (SNSC), karşı istihbarat hamlesiyle elde edilen üstünlüğe değinerek, İran’ın İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı herhangi bir saldırganlık eyleminde bulunması halinde, İsrail rejiminin gizli nükleer tesislerini hedef alacağı uyarısında bulundu.
‘İstihbarat savaşında şaşırtıcı zafer’
Salami, zaferi, İsrail rejimine karşı devam eden “istihbarat savaşı” sırasında “büyük gurur kaynağı” olan “şaşırtıcı” bir gelişme olarak nitelendirdi.
İstihbarat alanında bu “muazzam başarıyı”, Filistinli direniş savaşçılarının işgal altındaki topraklara karşı Ekim 2023’te düzenlediği, stratejik İsrail üslerini kuşatarak yüzlerce Siyonisti esir aldığı El-Aksa Tufanı Harekatı’na atıf yaparak “Mescid-i Aksa Tufanı II Harekatı” olarak nitelendirdi.
İran’ın muzaffer karşı tedbiri, “İslam Cumhuriyeti’nin bölgede zayıfladığı yönündeki yanılgıyı ve iddiayı bir kez daha boşa çıkardı” ve “Siyonist rejimin sözde istihbarat ve güvenlik gücünün gerçekliğini ortaya koydu.”
‘İran’ın istihbarat komutasının bir kanıtı’
Operasyonun, İslam Cumhuriyeti’nin “istihbarat komutası ve Siyonist rejimin altyapısının “gizli ve görünmeyen katmanlarına” derinlemesine sızma [gücünün] kanıtı olduğunu ekledi.
Salami’ye göre zafer, rejimin iddia edilen dünya standartlarındaki “casusluk ve güvenlik” yapılanması mitini ortadan kaldırdı ve Mescid-i Aksa tufanının ardından rejime yeni bir “şok ve istikrarsızlık” yaşattı.
Komutan son olarak karşı istihbaratın bu ustaca hamlesinin, hiçbir şekilde İslam Cumhuriyeti’nin rejime son saldırısı olmayacağına yemin etti.
“Bu darbe, bu rejimin çürüyen cesedine indirilen son darbe olmayacak ve hakikatin batıl üzerindeki nihai zaferinin müjdecisi olacaktır.”



