
Tesnim Haber Ajansının haberine göre Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’ın Lübnan’ın güneyinin Siyonist işgalden kurtuluşunun 25. Yıldönümünde kutlanan Direniş ve Kurtuluş Günü Bayramı vesilesiyle gerçekleştirdiği konuşmasından öne çıkan başlıkları şöyle:
İsrail 17 Mayıs anlaşmasını dayatmaya çalıştı ancak halk ve ulusal direniş bu aşağılayıcı anlaşmanın uygulanmasını engelledi.
Direniş ve Kurtuluş Bayramı denklemleri altüst etti. Aşağılanmayı ve işgali kabul etmeyen insanların gölgesinde direnişin oluşması çok normaldi.
Direniş 1960’larda ve 1970’lerde büyümeye başladı ve İmam Seyyid Musa Sadr direnişin lideri olarak ortaya çıktı ve Mahrumlar Hareketi’ni (Emel Hareketi olarak bilinir) kurdu.
1978’de Güvenlik Konseyi tarafından İsrail’in Lübnan topraklarından çekilmesi çağrısında bulunan 425 sayılı Karar yayınlandı ancak rejim, kendi gözetimi altında Özgür Lübnan Hükümeti adını verdiği bir hükümet kurdu ve bu, Lübnan’ın bazı bölgelerini işgal etme ve Lübnan’da (Siyonist) yerleşimler kurma yolunda ilk adımdı.
Direniş ve Kurtuluş Günü (Güney Lübnan’ın 2000 yılında Siyonist rejimin işgalinden kurtarılması), Lübnan’ın bölgedeki ve dünyadaki konumunu zirveye taşıdı.
Direniş ve Kurtuluş Günü, Lübnan’ı zayıf bir konumdan bir güce dönüştürdü ve Lübnanlıların onur, şeref ve egemenlik içinde yaşamalarını sağladı.
İsrail, direnişin darbeleri altında 25 Mayıs 2000’de Güney Lübnan’dan çekildi.
İsrail, 1982’den bu yana direnişin iradesini gördü, Lübnan topraklarında kalamayacağı gerçeğini anladı.
İsrail, 2000’e kadar Lübnan ile bir anlaşmaya varmaya çalıştı ancak Lübnan bunu kabul etmedi ve İsrail rejimi bir gece çekildi ve paralı askerlerini yalnız bıraktı.
Bu, direniş ve İsrail’i koşulsuz olarak Lübnan’dan çekilmeye zorlayarak ezmeyi başaran fedakar millet için büyük bir zaferdi.
2000’deki kurtuluştan sonra Lübnan’da artık kan dökülmedi, sorun kalmadı ve sınır bölgesinde mezhepsel ve dini çekişmeler kalmadı.
Lübnan’ın güneyinin kurtuluşu, bölgenin siyasi, kültürel ve cihatçı düzeylerdeki gidişatını değiştirdi ve bizi hayal kırıklığı ve umutsuzluktan umuda, teslimiyetten ve direnişe bağlılıktan uzaklaştırdı.
Bu zaferle direniş, zafer ve özgürlük elde etme plan ve programından Lübnan ve güçlü geleceği için sağlam bir temel ve sütuna dönüştü.
Direniş ve Kurtuluş Bayramı’ndan sonra, direniş Lübnan toplumunun vazgeçilmez bir unsuru haline geldi, çünkü düşman sorunu hala varlığını sürdürüyor.
Kurtuluş, öncelikle Allah’ın lütfu ve yardımıyla, ikinci olarak da İmam Musa Sadr ve şehitler Şeyh Ragıp Harb, Seyyid Abbas el-Musavi ve Seyyid Hasan Nasrallah gibi direniş liderlerinin varlığıyla sağlandı.
Eski Cumhurbaşkan Emil Lahud ve eski Başbakan merhum Salim el-Hoss’a direnişe verdikleri destek ve bu konuda kolaylık sağladıkları için teşekkür etmek istiyorum.
Ordunun eski komutanı General Heikal’e özel şükranlarımı sunmak istiyorum ve geleceği inşa etmek için ordu, millet ve direniş üçlü denklemine bağlı kalmaya devam edeceğimizi vurgulamak istiyorum.
Direniş, düşmanla yüzleşme zorunluluğundan dolayı oluşmuştur çünkü Lübnan düşman karşısında sessiz ve eylemsiz kalamaz.
Direniş, ordu güçlü olmadığında doğal çözümdür ve güçlü olduğunda ise direniş ordunun desteğidir. İsrail’in Lübnan’da genişleyebildiği zamanlar sona erdi, zaferler dönemi Filistin’de dönüşüm ve değişim getirdi ve düşmanı çöküş ve yıkım yoluna soktu.
Direniş savunmacı bir direniştir ve işgali ve teslimiyeti kabul etmez.
Hükümet performansında başarısız olursa, hükümetin hala bir şansı vardır, başka seçenekler mevcuttur, direniş asla teslim olmayacaktır.
Siyonist rejimle savaş henüz bitmedi.
Direniş bir seçenektir, bazen düşmanla savaşır ve onu saldırganlıktan korur, bazen direnir ve engeller, bazen de bekler ancak her zaman hazırdır.
Direniş her gün silah veya her gün füzeler ateşlemek değildir aksine direniş bir yaklaşım, bir eğilim ve bir yoldur.
İsrail gerileme ve yıkım yolundadır çünkü zulüm ve baskı kalmayacaktır.
Bundan sonra bizden başka bir şey istemeyin. İsrail geri çekilmeli (ateşkes anlaşmasını ve direnişin kısıtlamasını ve anlaşmaya bağlılığını suistimal ettiği noktalardan), saldırganlıklarını durdurmalı ve esirleri serbest bırakmalıdır. (Bunlar başarılabilirse) o zaman başka konulardan bahsedebiliriz.
Amerika, İsrail’in saldırganlıklarının devam etmesinden sorumludur çünkü Gazze’de ve diğer her yerde olduğu gibi, saldırganlıklarının devam etmesini desteklemektedir.
Lübnan hükümeti etkili bir seferberlikle hareket etmeli, Lübnan çocukları ve halkıyla güçlü olmalı.
Yemen’in parlak örneği Amerika’yı geri çekilmeye zorladı, Yemen Gazze ve Filistin için ve Arap ve insan onuru için güzel bir örnek oluşturdu.
Hükümet (Lübnan) eylemlerinde başarısız olursa, başka seçenekler var. Direnişin zulüm karşısında asla sessiz kalmayacağını ve teslim olmayacağını bilmelisiniz.
Amerika, ülkemiz Lübnan’ın egemenlik sınırlarını aştı ve bu ülke, savaşta İsrail’in gerçekleştiremediği şeyleri asla yerine getiremeyecek.
İsrail devrilecek, çünkü bu zulüm devam edemez.
İsrail’in şartları asla yerine getirilmeyecek, kimse bizi tehdit etmesin ki biz de onları tehdit etmeyelim, bizim için sadece iki seçenek var: zafer ya da şehitlik ve biz her iki seçeneğe de hazırız.
Lübnan’ın temeli direniş ve halktır. Bu temel olarak kalmalıdır.
Hiç kimse diğerini ötekileştiremez, Lübnan hepimizin vatanıdır, kanımızla suladık, hiçbir güç onu alamayacaktır.
Başkan Trump’a İsrail sultasından kurtulma fırsatının önünde olduğunu görmesini tavsiye ediyoruz zira İsrail, Trump’ın bölgedeki yatırımlarının genişlemesinde bir yük.
Yeniden yapılanma, vatandaşlar için istikrar ve güvenliğin ilk sütunudur ve hükümet daha etkili hareket etmelidir.
Irak, İran ve diğer ülkeler Lübnan’ın yeniden yapılanmasında yardım etmeye isteklidir ve Lübnan hükümeti bu konuda gerekli önlemleri almalıdır.
Halkın seçimlere katılması önemliydi, güneydeki sandıklarda toplanan büyük kalabalıklar bizim için 2000 kurtuluşunun anısını canlandırdı.
Lübnan hükümeti kararlılığında sabit kalmalı, gecikme için hiçbir gerekçe yok, bu konu (yeniden yapılanma) ülkenin istikrarıyla ilgilidir.
Beka, Beyrut, Dahiye, Güney, Lübnan Dağı, Kuzey ve Lübnan’ın tüm bölgelerinin sadık halkına teşekkür ediyorum.




