
Tahran Cuma Namazı hatibi, son haftalarda İran ile ABD arasında gerçekleşen nükleer görüşmelere işaret etti.
Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Kazım Sıddıki, son haftalarda İran ile ABD arasında gerçekleşen nükleer görüşmelere değinerek şunları belirtti: “İran’ın müzakerecileri tecrübeli, güçlü ve hesaplı kişilerden oluşmaktadır ve İran’ın hakkı olan nükleer teknoloji ve bilgiye sahip olma konusunu, bu ülkenin bir sermayesi olarak, güçlü ve kararlı bir şekilde savunmaktadırlar.”
Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Kazım Sıddıki Tahran Üniversitesi’nde cemaatin katılımıyla kılınan bu haftaki Cuma namazı hutbelerinde şunları belirtti: “Müzakere heyeti, nükleer anlaşma (KOEP) müzakerelerinden ders alarak, sistemin üst düzey yetkililerinin desteği ve tedbiriyle müzakereleri sürdürmektedir. Nükleer bilgi bizim için kader belirleyicidir ve ülkenin sermayesidir; bu sermaye ve hak asla pazarlık konusu yapılamaz.”
Tahran Cuma Namazı Hatibi, konuşmasının devamında öğretmenlerin ülkenin geleceğini şekillendirmedeki önemine ve özel rollerine işaret ederek, eğitim sisteminin devletin en önemli kurumu ve ülke ile sistemin kaderini belirleyen bir merkez olduğunu belirtti ve hükümetin öğretmenlerin geçimini temin etmesi gerektiğini vurguladı.
Kazım Sıddıki, Milli Eğitim Bakanı ve yöneticilerinin eğitimde dönüşüm belgesini uygulama zorunluluğuna dikkat çekerek, “Öğretmenlerin üzerimizde hakkı vardır; ülkenin geleceğini şekillendiren bireylerin ve tüm yöneticilerin yetişmesinde pay sahibidirler. Bu nedenle hükümetin bu değerli kişilerin itibarı, yaşam koşulları ve geçim durumlarına ciddiyetle eğilmesi gerekir” dedi.
“Önemli olan, saygıdeğer bakanın, aziz İmam ve Liderimizin geleceğin kurtuluş reçetesi ve rahmeti olarak tanıttığı dönüşüm belgesini doğru bir şekilde uygulamasıdır. Ayrıca hükümet, sistem ve halk, cefakâr ve emektar öğretmenlere saygı göstermeli, ekonomik ve geçimle ilgili sorunlarını çözmelidir. Bir öğretmenin en büyük sermayesi, aşkı ve bağlılığıdır. Eğer öğretmenler, peygamberlerin halefi ve Allah’ın geleceği şekillendirmedeki temsilcileri olduklarını bilirlerse, motivasyon ve bağlılıkları kat kat artacaktır,” ifadelerini kullandı.
Tahran Cuma Namazı Hatibi, eğitimle birlikte terbiyenin de önemine dikkat çekerek, “Terbiye sadece ezbere dayalı olmaktan çıkarılmalı, bu doğrultuda ders kitaplarının içeriği yeniden gözden geçirilmeli, devrimsel konular ve devrim eğitimi kitaplarda daha çok yer almalıdır,” dedi.
Sıddıki, işçilerin onurlandırılması ve üretimin artması ile ekonominin gelişmesindeki rollerine de vurgu yaparak, “İşçiler ülkede yüksek bir konuma sahiptir. Üretim ve ekonomiyle ilgili düğümler işçilerin eliyle çözülür. Üretim ve çalışma alanı işçilerin cephesidir ve bu cihat sayesinde ülkenin bağımsızlığı ve onuru sağlanır,” dedi.
Konuşmasının devamında “Keramet Haftası”na işaret eden Tahran Cuma namazı hatibi, “Keramet Haftası içindeyiz ve Ehl-i Beyt’in kerimesi Hz. Masume (sa), çok yüksek bir konuma sahiptir. O, Hz. Fatıma’nın (sa) tam bir yansıması ve gerçek anlamda temsilcisidir. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Şiilerimiz, Fatıma Masume’nin şefaatiyle cennete girerler” dedi.
Sıddıki ayrıca Şehit Recai Limanı’nda yaşanan acı olaya da işaret ederek, “Şehit Recai Limanı olayı kelimenin tam anlamıyla bir felaketti ve İran halkını derinden üzdü. Hayatını kaybedenler için Allah’tan mağfiret, yaralılar için şifa ve zarar görenler için sabır diliyoruz. Hükümetten ve yetkililerden, mağdurların zararlarını ivedilikle telafi etmelerini istiyoruz,” dedi.
Şehit Recai Limanı’ndaki kazazede vatandaşlara destek veren halkı takdir eden Sıddıki, “Çok şükür, hükümet yetkilileri, yargı ve güvenlik birimleri yoğun bir şekilde çalışmalar yürütmektedir. Cumhurbaşkanı ve Yargı Erki Başkanı özel talimatlar verdi. Rehberimiz de başsağlığı mesajında yüksek hassasiyetle, bu tür olayların nedenlerinin tespit edilmesi ve tekrarlarının önlenmesi için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı. Tüm bunların yanında, bizim için asıl teselli kaynağı, Allah’a inanan, ölüm ve ahirete iman eden, fedakâr ve merhametli bu millettir,” dedi.
Tahran Cuma İmamı, “İran halkı zor günler içindir. Devrimde ve deprem, fırtına, sel gibi olaylarda, millet daima zarar görenlerin yanındadır. Bu nedenle, insanların uzun kuyruklar oluşturup kan bağışladıklarını gördük. Kısa sürede ihtiyaçlar karşılandı. Bu tür olaylarda toplumun çeşitli kesimlerinden yapılan yardımlar gurur vericidir,” dedi.
Tahran’da bu haftaki Cuma hutbesinin ilk bölümünde, halkı takva sahibi olmaya ve salih amellere yönelmeye çağıran Hüccetil İslam Sıddıki, “Takva hem insanı güzel gösteren bir elbise gibi, hem de onu şeytana karşı korur. Allah’a ulaşmak için maddi bir yol veya fiziksel bir mekân gerekmez. Hacca, Kerbela’ya ya da Necef’e giden biri, Allah orada var da burada yok sanmamalıdır. Allah her yerdedir. Ancak Kâbe, yolun kaybolmaması için bir işarettir,”




