
İmam Seyyid Ali Hamenei şöyle ifade etti: Bugün İran milleti, toplum dışındaki ilişkiler bağlamında, kâfir veya münafık güç odaklarının geniş bir cephesiyle karşı karşıyadır. Milletlerle bir sorunumuz yoktur. Milletler birbirleriyle ya kardeştir ya da yabancı olsalar bile birbirleriyle işleri yoktur. Ülkeler ve milletlerle ilgilenenler, güç sahipleridir.
İSNA haber ajansının aktardığına göre, İslam Devrimi Lideri İmam Seyyid Ali Hamenei, mübarek Ramazan ayının ilk gününde Kur’an-ı Kerim ile yapılan bir toplantıda şu ifadeleri kullandı: Ramazan, müminler için büyük bir bayramdır.
Konuşmalarının özeti şu şekildedir:
- Hem bireysel hem de toplumsal hayatta karşılaştığımız sınamalar Kur’an ile aşılabilir.
- Kur’an, dünya güç odaklarıyla nasıl bir ilişki kurulması gerektiğini belirler.
- Sosyal adalet konusunda yaşadığımız sorunların çözümü Kur’an’dadır.
- Kur’an hem yolu gösterir hem de insanı motive eder.
- Kur’an ayetlerinin tilaveti, insanın arınmasına vesile olur.
- Kur’an okumak, peygamberlerin yaptığı bir iştir.
- Kur’an’ın kavramlarını halkın düşünce dünyasının temel doğrularına dönüştürün.
- Kur’an okurken, Allah huzurunda olduğunuzu bilin; anlamına dikkat ederek okuyun.
- Devrimin ilk yıllarında kârilerimiz (Kur’an okuyucuları) Mısırlı kârileri taklit etmek zorundaydı; bugün ise birçok okuma tarzı özgün hale gelmiştir.
- Devrim Lideri İmam Seyyid Ali Hamanei: Tilavet sırasında anlamın anlaşılmasını engelleyen sorunları çözmeliyiz; günümüzde kârilerimiz anlamlara daha fazla dikkat ediyor, ancak devrimin başında bu durum böyle değildi.
- Liderin Kur’an okuyucularına kıyafet ve haram melodilerle ilgili uyarısı: Kârilerimiz İranlı kimliklerini dış görünüşleri ve kıyafet tarzlarıyla korumalıdır.
- Kur’an tilavetinde taklit etmek sakıncalı değildir; ancak taklitçiliği teşvik etmek ve öğretmek mantıklı değildir.
- Kur’an ile ilgili kurumlar koordineli çalışmalı ve Yüksek Kur’an Konseyi’nin politikalarına dikkat edilmelidir.
- Eğer Kur’an düzgün bir şekilde okunur ve dinlenirse, tüm hastalıklar şifa bulur. Kur’an bize hem tedaviyi söyler hem yolu gösterir hem de içimizde motivasyon oluşturur. Bu önemli bir noktadır. Pek çok kişi yolu bilir, ancak onlarda motivasyon eksikliği vardır. Düşünsel ve ahlaki sistemler bu motivasyonu sağlayamaz. Kur’an ise bunu yapar. Kur’an doğru bir şekilde okunur, dinlenir ve üzerinde düşünülürse, büyük sonuçlar elde edilir.
- Allah’ı çokça anmalıyız: Zikrullah kesîrâ (Allah’ı çokça zikretmek). Huz al-‘afwa (Affı esas almak) anlayışını benimsemeliyiz. Fî sebîlillah (Allah yolunda olmak) şuurunu taşımalıyız. Kur’an’da geçen diğer kavramlar, binlerce konu ve başlık içerir. Bunlar, halkın düşünce dünyasında yer bulmalıdır. Bunu sağlayan nedir? Kur’an tilaveti. Kur’an okundukça, halkın Kur’an bilgisi artar ve böylece insanlar, Kur’an’ın emrettiği şekilde düşünmeye başlar. İnsan genellikle nasıl düşünüyorsa, öyle davranır.
- Bugün İran milleti, dış dünyayla ilişkisinde, geniş bir kâfir ve münafık güç odağıyla karşı karşıyadır. Milletlerle bir sorunumuz yoktur. Milletler birbirleriyle ya kardeştir ya da yabancıdır ve birbirlerine karışmazlar. Ancak ülkeler ve milletlere müdahale edenler, güç sahipleridir.
- Bugün biz, bu güç odaklarının geniş bir cephesiyle karşı karşıya olan ülkelerden biriyiz. Onlarla nasıl bir ilişki kurmalıyız? Kur’an, onlarla nasıl ilişki kurulması gerektiğini açıkça belirler: Hangi aşamada konuşmalı, hangi aşamada işbirliği yapmalı, hangi aşamada onlara karşı durmalı, hangi aşamada kılıç çekmeliyiz? Tüm bunlar Kur’an’da açıkça belirtilmiştir.
- Toplum içindeki sosyal meselelerde, İslam açısından, İslami bir toplum kurmada en önemli mesele adalettir. Tevhid (Allah’ın birliği), marifet (bilgi) ve Allah ile ilişki kurmanın ardından en önemli konu sosyal adalettir. Peygamberler, tevhidin ardından en çok adaleti vurgulamışlardır. Bizim de sosyal adalet konusunda sorunlarımız var; çözümü Kur’an’dadır.



