
Tesnim Haber Ajansına göre siyonist makamların yerleşim yerlerini genişletme ve işgal altındaki Kudüs’teki tüm arazileri 2029 yılı sonuna kadar kendi tapu idarelerine kaydetme kararı büyük bir infiale yol açtı. Kudüs Valiliği, bu kararı 1967 işgalinden bu yana gerçekleştirilen “en tehlikeli yerleşim hamlesi” olarak nitelendirdi.
Valilikten yapılan açıklamada, bu kararın 2018’de başlatılan bir planın devamı olduğu ve “Doğu Kudüs’teki sosyo-ekonomik eşitsizlikleri giderme” maskesi altında yürütülen sistemli bir sömürge projesi olduğu vurgulandı.
Hukuki Boşluk: Filistinlilerin çoğunun tapu kayıtları 1967 öncesine (Ürdün kayıtları veya dede isimleri üzerine) dayanıyor. İşgalci rejim, kayıt sürecini dondurduğu için bu mülkler resmen güncellenememişti.
“Gaip Mülkleri” Yasası: Mirasçıların yurt dışında olması durumunda rejim, bu kişileri “gaip” (kayıp/yok) sayarak mülklerini kendi kabinesine veya yerleşimci derneklerine devrediyor.
Rakamlarla Kudüs’teki İşgalin Boyutu
Kudüs Valiliği’nin raporuna göre mevcut durum oldukça kritik:
Gasp Edilen Arazi: 2018’den bu yana yaklaşık 2.300 dönümlük 50 parça arazi bu yöntemle yerleşimcilerin eline geçti.
Kayıt Oranı: Kudüs’teki arazilerin %85’i yerleşimci mahalleleri veya işgal rejimi adına kayıtlıyken, Filistinli malikler adına kayıtlı arazi oranı yalnızca %1 civarındadır.
Yeni Konutlar: Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Kudüs’te 13.755 yeni yerleşim birimi onaylandı.
Son Onaylar: Yedek Askerler İçin Yerleşim
Son günlerde “Adam/Geva Binyamin” yerleşiminde 342 yeni konut ve ordu yedek güçleri için 14 özel villa yapımı onaylandı. Gözlemciler, bu politikaların Kudüs’ü asıl sakinlerinden arındırmayı ve Siyonist yerleşimci varlığını kalıcı hale getirmeyi hedefleyen bir “demografik savaş” olduğunu belirtiyor.




