
Lübnanlı askeri uzman, Pentagon’un İran’la bir çatışmaya girmenin askeri kayıplar ve bölgesel stratejik sonuçlar dâhil olmak üzere taşıdığı riskleri çok iyi bildiğini söyledi.
Lübnanlı askeri uzman Ekrem Seriyvi, el-Malume haber ajansına yaptığı değerlendirmede, Tahran ile washington arasında yaşanacak her türlü askeri çatışmanın, İran’ın zaferiyle sonuçlanacağını, amerika savunma bakanlığının da böyle bir savaşın sonuçları konusunda Donald Trump’ı önceden uyardığını belirtti.
Parstoday’in İRNA’ya dayandırdığı habere göre Seriyvi, amerika ile İran arasında doğrudan bir savaşın İran’ın zaferiyle biteceğini, amerika’daki askeri karar alma mekanizmalarının, özellikle Savunma Bakanlığı’nın, İran’la geniş çaplı bir savaşın olası sonuçları konusunda Trump’a uyarılarda bulunduğunu ifade etti.
pentagon, İran’la bir çatışmaya girmenin askeri kayıplar ve bölgede doğuracağı stratejik sonuçlar dâhil tüm risklerini çok iyi biliyor ve bu nedenle bu seçeneğe karşı Trump’ı uyardı.
Seriyvi devamında şöyle dedi: “Askeri raporların gösterdiği gibi, bir savaş çıkması halinde İran Abraham Lincoln uçak gemisini hedef alabilecek, hatta batırabilecek kapasiteye sahiptir. Zira Tahran geniş ve çeşitli bir füze envanterine sahiptir ve kapsamlı operasyonlar yürütebilme kabiliyeti var.”
Lübnanlı askeri uzman şöyle bir vurguda da bulundu: “Abraham Lincoln uçak gemisinin 200’den az füzeden oluşan sınırlı bir mühimmat kapasitesi bulunuyor, buna karşılık İran aynı anda yüzlerce balistik füze, seyir füzesi ve saldırı amaçlı İHA fırlatma gücüne sahip; bu nedenle bu gemi böyle saldırılara karşı koyamaz.”
İran’ın askeri doktrinine dikkat çeken uzman şöyle devam etti: “İran’ın stratejisi doğrudan klasik bir çatışmaya dayanmıyor; düşmanı yıpratmaya ve özellikle amerika için stratejik değere sahip büyük deniz askeri teçhizatları başta olmak üzere zayıf olan hayati noktaları hedef almaya odaklanıyor.”
Seriyvi son olarak şuna dikkat çekti: “amerika’nın İran’a karşı girişeceği her türlü askeri macera, maliyetsiz olmayacak ve bölgedeki güç dengesi denkleminde tehlikeli bir stratejik dönüşümün başlangıcı olabilir; amerika ise siyasi ve medya düzeyindeki tüm gerilimlere rağmen böyle bir senaryodan kaçınmaya çalışıyor.”




