
Dışişleri Bakanlığı Hukuk ve Uluslararası İşlerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Minab’daki Şecere-i Tayyibe Okulu’na düzenlenen saldırının faillerinin uluslararası merciler önünde hesap vermesi gerektiğini vurgulayarak, bu dosyanın hukuki takibinin sürdüğünü ve bazı yabancı ülkelerin söz konusu cinayetle ilgili dava açma sürecine katıldığını duyurdu.
Minab’daki Şecere-i Tayyibe Okulu’nu ziyareti sırasında açıklamalarda bulunan Garibabadi, “Cumhurbaşkanı bu cinayetin hukuki yollardan takip edilmesine özel bir önem veriyor; Minab şehitlerinin ailelerine selamlarını ve desteğini iletti” dedi.
Dosyanın takibine yönelik yürütülen çalışmalara değinen Garibabadi, “Bu olayla ilgili kayda değer miktarda belge ve delil toplanarak Tahran’a gönderildi ve dosyanın hukuki süreci devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı, saldırganların uluslararası alanda hesap vermesi gerektiğinin altını çizerek, “Minab cinayetinin failleri uluslararası mercilerde eylemlerinin hesabını vermelidir” diye konuştu. Garibabadi, kendisine eşlik eden heyetin de farklı hukuki alanlarda sorumluluk taşıyan kişilerden oluştuğunu belirtti.
Lamerd’deki bir stadyumun yeni bir silahın test alanı olarak kullanılmasına da değinen Garibabadi, bu eylemi bir “savaş suçu” olarak nitelendirdi ve bu tür girişimlerin hukuki boyutlarının incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Uluslararası sistemin gerçekleşen saldırılar karşısındaki tutumunu eleştiren Garibabadi, “İki savaş boyunca uluslararası toplum düşmanın işlediği cinayetlere etkili bir tepki göstermedi; buna rağmen İran’ın silahlı kuvvetlerinin gücü ve ulusal kenetlenmesi, düşmanın ülkenin direnişiyle karşılaşmasını sağladı” dedi.
Dışişleri Bakan Yardımcısı, Devrim’in Şehit Lideri’nin düşmanın işlediği cinayetlerin hukuki olarak takip edilmesine verdiği öneme işaret ederek, bu konunun ilgili kurumların temel sorumluluk alanlarından biri olduğunu ifade etti.
Konuşmasının başka bir bölümünde Hürmüz Boğazı’na değinen Garibabadi, “Bu su yolu İran kimliğinin bir sembolü haline gelmiştir ve İran, düşmanlarla mücadelede bu potansiyelden yararlanacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
İran’ın hiçbir zaman savaşı başlatan taraf olmadığını belirten Garibabadi, “Ülkemiz tecavüz karşısında kendini savunmaktadır; son iki yüzyılda hiçbir savaş başlatmamıştır ancak mütecavizlerin karşısında kararlılıkla durmuştur” dedi.
Dışişleri Bakanlığı Hukuk ve Uluslararası İşlerden Sorumlu Bakan Yardımcısı son olarak, İran’ın 40 Günlük Savaş’taki yanıtı ile 12 Günlük Savaş’taki yanıtı arasındaki farka dikkat çekerek, düşmanın yeniden askeri bir eyleme girişmesi halinde İran İslam Cumhuriyeti’nin tepkisinin geçmiştekinden çok farklı olacağı konusunda uyarıda bulundu ve karşı tarafların sağduyuyla hareket ederek yeni bir çatışmanın önüne geçmelerini temenni etti.




