Batı AsyaDünya

Galibaf’tan Trump’a Yanıt: “Hodri Meydan! Kuşatma Bozguna Uğrayacak”

İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Meclis’in bugün (Salı) gerçekleşen açık oturumundaki gündem dışı konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Konuşmamın başında, sekiz yıllık Kutsal Savunma’nın, 12 günlük ve 40 günlük savaşların aziz şehitlerini, komutanlarını ve destan yazan gazilerini, özellikle de güvenliği savunan aziz şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Özveri, direniş ve hizmet sembolleriyle dolu bir haftadayız; gurur verici Samenü’l-Eimme Operasyonu ve Abadan kuşatmasının kırılmasının yıldönümünden, vatan için canını ortaya koyan askerleri anma gününe ve halkın canını ve malını korumak için daima ön saflarda yer alan fedakar itfaiyecilere kadar.”

Galibaf şöyle devam etti: “Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın (şehadetinin) ikinci yıldönümündeyiz. O sadece askeri bir komutan ya da din alimi değil, bölgedeki güç dengesini dünyadaki müstazaflar ve İmam Humeyni hareketi lehine değiştiren bir stratejistti. Hizbullah’ı bir gerilla grubundan, bölgedeki güvenlik denklemlerini yeniden tanımlayan caydırıcı bir güce dönüştürdü.”

Meclis Başkanı, “Bugün direniş yapısı, aynı disiplin ve stratejik bakış açısıyla Şeyh Naim Kasım liderliğinde yoluna dinamik ve güçlü bir şekilde devam etmektedir. Düşman, komutanları saf dışı bırakarak Lübnan’daki direnişi durdurabileceğini sanıyordu; ancak tecrübe ve son 2 yılın gelişmeleri gösterdi ki direniş şahıslara bağlı değildir; aksine düşmanı her senaryoda çıkmaza sokan ve çaresiz bırakan oturmuş bir yapıdır. Düşmanlar ve tüm dünya halkları gördü ki şehit direniş komutanlarının aziz kanı bu hareketi daha canlı ve daha güçlü kılmıştır” dedi.

Galibaf konuşmasını sürdürdü: “Bu günler aynı zamanda Abadan kuşatmasının kırılmasının yıldönümüne denk gelmektedir. Eğer Abadan kuşatması, Devrimin Büyük İmamı’nın emir buyurduğu şekilde kırıldıysa, bu, Samenü’l-Eimme Operasyonu’nda komutanların ve savaşçıların adanmışlık ve fedakarlığıyla operasyon planının titizlikle hazırlanmasının ve cesurca uygulanmasının bir sonucuydu. O dönemde Baasçı düşman, Ahvaz ve Mahşehr yollarını keserek ve Karun Nehri üzerine köprüler kurarak Abadan’ı ağır bir kuşatma altına almıştı. Ülkenin enerji kalbi ve Batı Asya’nın en büyük rafinerisi olan Abadan Rafinerisi doğrudan topçu ateşi altında durdurulmuş, petrol nakil hatları kesilmiş, şehrin su ve elektrik şebekesi neredeyse yok edilmişti; Saddam, kıtlık ve malzeme eksikliği krizini dayatarak Abadan halkını teslim olmaya zorlamak istiyordu. Ancak Abadan’ın dirençli halkının dik duruşu ve İslam savaşçılarının cesur mücadelesi bu komployu boşa çıkardı ve bir yıllık kuşatma 48 saat içinde yerle bir edildi.”

Genç nesle hatırlatmada bulunan Galibaf, “İran’ın genç nesline şunları hatırlatmak isterim: ABD’nin bugün deniz kuşatması dayatma, hava koridorlarını kapatma ve ülkenin ticari damarlarına azami baskı uygulama çabaları da ekonomideki ciddi planlama ve yönetim ile 1981 yılındakine benzer askeri yanıtlarla bozguna uğrayacaktır” ifadelerini kullandı.

Galibaf şunları ekledi: “Tarihinde böyle parlak ve köklü bir geçmişe sahip bir millet, kuşatma ve tehditlerle asla korkutulamaz. Düşman Amerikan yönetiminin hesaplama aygıtı bu temel gerçeği kavrayamazsa, İran milletinden ağır tokatlar yeme döngüsünde sıkışıp kalmaya devam edecektir.

Elbette ABD Başkanı’nın BM Genel Kurulu’ndaki seviyesiz tutumu ve büyük, medeniyet kurucu İran milletine yönelik küstahlığı, davranışlarını henüz değiştirmediklerini gösterdi. Bu tür küstahlıklar karşısında yanıtımız geçmişteki o net ifadeden ibarettir: ‘Hodri meydan!’ Amerikalılar bilsin ki bu medeni milleti yok etme ve tehdit etme devri sona ermiştir. Beyaz Saray yöneticileri bilmelidir ki bu şerefli ve tarih yazan millet, gözdağı vererek, boş laflarla ya da hava ve ticaret kuşatmasıyla asla geri adım atmayacaktır; İran İslam Cumhuriyeti’nin her türlü tecavüz ve maceraperestliğe yanıtı sert, pişman edici, hassas ve hızlı olacaktır.”

Galibaf sözlerini şöyle tamamladı: “ABD’nin hayalperest başkanı son zamanlarda Hürmüz Boğazı ve gemilerin bu boğazdan geçişi hakkında eski iddiaların tekrarı olan birtakım söylemlerde bulundu. Bu asılsız tutumların gerçek yüzü herkes tarafından bilinmektedir. Hem Amerikalılar hem de diğer ülkeler bilsin ki; daha önce de söylediğimiz gibi, bizim petrol satamadığımız bir bölgede kimse petrol satamayacaktır ve bizim güvenliğimiz sağlanmazsa hiçbir altyapı güvende olmayacaktır.”

İlgili Makaleler