
Tesnim Haber Ajansına göre İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, bugün öğle saatlerinde Markazi vilayetindeki gazetecileri onurlandırma programının marjında Hürmüz Boğazı’nda bir ABD denizaltısının vurulmasına ilişkin sorusuna yanıt verdi. Muhibbi, “İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki gücü, otoritesi ve yönetimi bugün gerçekleşmiş, kesin ve kanıtlanabilir bir durumdur. İran İslam Cumhuriyeti, düşmanın tecavüzlerine yanıt vermek için bu kapasiteyi kullanacaktır” dedi.
Hürmüz Boğazı’nın stratejik konumuna değinen Muhibbi, “Hürmüz Boğazı coğrafyasını, küresel düzende ve savaşın kaderinde belirleyici denklemlerden biri olarak kullanıyoruz. İran’ın bu boğaz üzerindeki otoritesi ve yönetimi bugün gerçekleşmiş, kesin ve kanıtlanabilir bir olgudur. Görüldüğü üzere, İran’ın yönetimini dikkate almadan Hürmüz Boğazı’ndan geçmek isteyen hiçbir deniz aracının geçişine kesinlikle izin verilmeyecektir” ifadelerini kullandı.
Bir denizaltının tespit edilmesi ve engellenmesine yönelik operasyona işaret eden Devrim Muhafızları Sözcüsü, “Bu otoritenin somut örneğini, düşman denizaltısının tespit edilmesi, takibe alınması, tuzağa düşürülmesi ve vurulmasında gördük. Bu büyük bir gururdur ve Generallerimizden İzadi’nin ‘güç boğazımız’ olarak nitelendirdiği bu kapasitenin sahada ve farklı örneklerle kendini gösterdiğini kanıtlamaktadır. İzinsiz geçişlerin engellenmesi ve düşmanın savaş araçlarının bölgeye girişinin önlenmesi bu gücün bir parçasıdır” dedi.
Ramazan Savaşı öncesinde ABD savaş gemilerinin Fars Körfezi’ndeki varlığına değinen Muhibbi, “Ramazan Savaşı’ndan önce Fars Körfezi içinde ABD’ye ait yaklaşık 30 ila 40 savaş gemisi ve uçak gemisi bulunuyordu. Ancak bugün bu alanda tek bir gemileri dahi kalmamıştır ve ABD savaş gemileri Hürmüz Boğazı’ndan en az 400 kilometre uzaklaşmıştır” açıklamasını yaptı.
Devrim Muhafızları Sözcüsü, “İran İslam Cumhuriyeti, yeni füze ve savaş araçlarını kullanarak uzak mesafelerdeki düşmanı dahi hedef alma yeteneğine sahiptir. Nitekim birkaç gün önce yaklaşık 500 kilometre mesafedeki bir uçak gemisini hedef aldık” dedi.
Muhibbi, “Bahsettiğimiz güç tam olarak budur; Hürmüz Boğazı bizim güç boğazımızdır ve İran İslam Cumhuriyeti, düşmanın tecavüzlerine yanıt vermek ve düşmanı saldırganlığından pişman etmek için bu gücü kullanacaktır” vurgusunu yaptı.
Gelecekte Yeni Yaptırım Bölgesi Açıklanacak / ABD Aşındırıcı Bir Baskı Altında
Devrim Muhafızları Sözcüsü, Tümgeneral Muhsin Rızai’nin bölge sularında bir yaptırım bölgesi belirlenmesine ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak, “Bu bölgenin kesin koordinatları gelecekte duyurulacaktır; ancak söz konusu saha Çabahar yakınlarından başlayarak Umman Denizi ve Arap Denizi’nin bir kısmını kapsamaktadır” dedi.
Muhibbi, bu alanın detaylarına ilişkin olarak, “Yaptırım bölgesinin kesin koordinatları daha sonra açıklanacak olup henüz resmi olarak ilan edilmemiştir. Ancak genel olarak bu saha Çabahar yönünden başlayıp Umman Denizi, Arap Denizi ve Hürmüz Boğazı’na çıkabilecek rotaları içerecektir” açıklamasında bulundu.
Muhibbi şöyle devam etti: “Daha önce düşmana ait bir deniz aracı veya ticari gemi izinsiz giriş-çıkış yapmak istediğinde müdahale alanı olarak ana hatıyla Hürmüz Boğazı’nı esas alıyorduk; fakat artık bu sınır genişletilmiştir.”
Devrim Muhafızları Sözcüsü, “Hürmüz Boğazı askeri müdahale kriteri olmaya devam etmektedir; ancak yaptırım bölgesi olarak tanımlanan ve koordinatları daha sonra açıklanacak olan alan, bizim yaptırım hattımız sayılacaktır” ifadesini kullandı.
Deniz Ablakası Hürmüz Boğazı ile Sınırlı Değil
Söz konusu deniz araçlarına uygulanacak yaptırımların kapsamına değinen Muhibbi, “Bir deniz aracı bu bölgeye izinsiz girerse yaptırım tedbirlerimize tabi olacaktır. Bu durum, ilgili geminin daha sonra Hürmüz Boğazı’nı kullanmak istemesi halinde geçişine izin verilmeyeceği, ayrıca liman hizmetleri, sigorta ve ihtiyaç duyulan diğer hizmetlerin sunulmayacağı anlamına gelir. Bu tedbirlerin detayları gelecekte kapsamlı şekilde açıklanacaktır” dedi.
Deniz ablukası kavramını değerlendiren Muhibbi, “Deniz ablukası sadece tek bir boğazla sınırlı değildir; Fars Körfezi, Umman Denizi, Arap Denizi ve daha uzak sularda geniş bir alana yayılabilir” ifadelerini kullandı.
Bu planın uygulanması için farklı yöntemlerin bulunduğunu belirten Devrim Muhafızları Sözcüsü, “Elimizde bu ablukayı uygulamak için çeşitli yöntemler mevcut. Mevcut koşullarda detaylarını açıklamak mümkün olmasa da bu adımlar gerektiğinde operasyonel hale getirilecektir” dedi.
ABD Bölgede Uzun Süreli Varlık Gösteremez
ABD güçlerinin ve ekipmanlarının bölgede yıprandığına dikkat çeken Muhibbi, “ABD, bölgedeki askeri personelinin moral bakımından hem de savaş araçları ve savaş gemileri açısından ağır bir yıpranmayla karşı karşıya olduğu için bu durumu uzun süre sürdüremeyecektir” dedi.
Muhibbi, “Denizde bulunmak karada bulunmaktan çok farklıdır ve geniş hazırlıklar gerektirir. ABD’nin bu varlığı sürdürebilmesi için ağır bedeller ödemesi gerekir ve mevcut koşullarda bu bedeller sürdürülebilir değildir. Nitekim İran İslam Cumhuriyeti, bölgedeki kendi kapasitelerine dayanarak tecavüzle mücadele etmek, ülkenin güvenliğini ve çıkarlarını korumak adına çeşitli araçları kullanacaktır” diye ekledi.
Şehit Nayini İslam Devrimi Medyasının Etkili Figürlerinden Biriydi
Şehit Nayini’yi anan Muhibbi, “Şehit Nayini, hizmetinin başından ve Kutsal Savunma döneminden itibaren Devrim Muhafızları’nın tebliğ ve halkla ilişkiler biriminde görev yapmış; savaş yıllarında ve sonrasında tebliğ ve özellikle medya alanında değerli deneyimler kazanmıştır. Nayini, eğitimine de medya alanında devam etmiş, bir dönem fakülte dekanlığı yapmış ve medya alanında dersler vermiştir” dedi.
Devrim Muhafızları Sözcüsü, Şehit Nayini’nin medya faaliyetlerinin genişliğine değinerek, “Onun faaliyetleri Devrim Muhafızları ile sınırlı değildi; Şehit Nayini’nin İslam Devrimi’nin medyası olduğu söylenebilir. Medya alanına müdahil olması gerektiğini hissettiği her yerde, gerek Devrim Muhafızları bünyesinde gerekse dışarıda varlık göstermiştir” şeklinde konuştu.
Muhibbi, “Şehit Nayini’nin medya alanındaki varlığı bazen danışmanlık, bazen saha yardımı, bazen de politika belirleme şeklinde olmuştur ve İslam Devrimi’nin çeşitli alanlarında sinerji yaratıcı bir rol oynamıştır” ifadelerini kullandı.
Muhibbi, “Şehit Nayini, İslam Devrimi medyası arasında birlik ve uyum sağlanmasında etkili bir rol oynamıştır. Bugün şehadet mertebesine eriştiği için bu alandaki eksikliği derinden hissedilmektedir. Yüce Allah, Şehit Nayini’nin öğrencilerine onun yolunu sürdürme ve Devrim medyasındaki bu boşluğu doldurma başarısı nasip etsin” dedi.
Medya Bugün Düşmanla Savaşın En Ön Safındadır
Devrim Muhafızları Sözcüsü, mevcut savaş koşullarında medyanın eşsiz rolünü vurgulayarak, “Medya bugün düşmanla savaşın en ön safındadır ve bu alanda büyük bir etkiye sahip olabilir. Günümüz şartlarında medyanın rolü gerçekten benzersizdir” değerlendirmesini yaptı.
Düşmanın medya alanındaki yoğun faaliyetlerine dikkat çeken Muhibbi, “Düşman, medyaya yaptığı büyük harcamalarla, dünya medyasının bir kısmındaki yönetimiyle ve medya mensuplarına uyguladığı baskı ve yaptırımlarla hedeflerine ulaşabileceğini sanmamalıdır” dedi.
Devrim Muhafızları Sözcüsü, “İran İslam Cumhuriyeti yeterli medya sermayesine, ‘insan-medya’ gücüne ve medya kapasitelerine sahiptir ve düşmanın aldatıcı medya hamlelerini boşa çıkarabilecek güçtedir” ifadesini kullandı.
Düşmanın medya eylemlerinin büyük ölçüde propaganda odaklı yürütüldüğünü belirten Muhibbi, “Ülkenin medya gücü bu girişimleri etkisiz hale getirebilir ve uydurma narrative’lerin kamuoyuna hakim olmasına izin vermez. Hak cephesi, medyanın imkanlarını kullanarak hakikati tüm dünyadaki hak arayan insanlara duyurabilmelidir. Düşman, medyaya yaptığı devasa yatırımlarla bu alanda amacına ulaşabileceğini düşünmemelidir” dedi.



