
İran İslami Şura Meclisi Milli Güvenlik Komisyonu üyesi, abd ve müttefiklerinin tüm askerî ve siyasi imkânlarını kullanmalarına rağmen hedeflerine ulaşamadıklarını, sonunda ise ateşkes talep etmek ve İran’ın güçlü konumundan yürütülen müzakereleri kabul etmek zorunda kaldıklarını söyledi.
Parstoday’in, haberine göre, İran İslami Şura Meclisi milletvekili Alâeddin Burucerdi, abd ile yaşanan savaşın siyasi ve ekonomik boyutlarına değinerek, “amerikalılar defalarca hem sözleriyle hem de uygulamalarıyla İran İslam Cumhuriyeti’nin siyasi sistemini değiştirmeyi hedeflediklerini ortaya koymuştur. Bu da abd ile yaşanan mücadelenin varoluşsal bir mücadele olduğunu göstermektedir.” dedi.
Geçtiğimiz bir yıl içinde İran’a karşı yürütülen savaşlara değinen Burucerdi, “abd; nato’nun tüm kapasitesi ve siyonist rejim ve diğer müttefik ülkelerle birlikte İran İslam Cumhuriyeti’nin karşısına çıktı, ancak sonunda başarısız oldu. Önce amerikalılar savaşı başlattılar ve 12 gün sonra yenilgilerinin ortaya çıkmasının ardından ateşkes talebinde bulundular. İkinci savaşta ise Liderin şehit edilmesi, komutanların hedef alınması ve Şecere-i Tayyibe Okulu’nda 168 çocuğun şehit olduğu saldırı gibi olaylara rağmen yine hedeflerine ulaşamadılar ve bir kez daha ateşkes istediler.” ifadelerini kullandı.
İran İslami Şura Meclisi Milli Güvenlik Komisyonu üyesi, “Biz savaşı 40 gün sürdürdük. Daha sonra ulusal çıkarlar doğrultusunda ve dost ile komşu ülkelerin arabuluculuğuna olumlu yanıt vererek, güçlü bir konumdan müzakereleri kabul ettik ve 14 maddelik bir belge imzalandı. Bu belge, İran’ın abd karşısındaki gücünü göstermektedir.” dedi.
Burucerdi, abd’nin anlaşmalara uymama geçmişine de işaret ederek, “Her türlü mutabakatın tek gerçek güvencesi İran İslam Cumhuriyeti’nin caydırıcı gücüdür. Düşman bizi zayıf görürse saldıracaktır. Bu nedenle düşmanın saldırmayı dahi göze alamayacağı bir caydırıcılık düzeyine ulaşmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
Burucerdi konuşmasının sonunda, İran halkının ulusal güçteki rolünü vurgulayarak, “Hürmüz Boğazı’ndan askerî güce kadar tüm gelişmelerde İran halkı bu gücün temel dayanağıdır. Halkın kararlı desteği, devlet ve silahlı kuvvetler için en büyük güç kaynağıdır. Ulusal kudretimizin en önemli ekseni İran halkıdır.” dedi.




