Batı AsyaDünya

İslam Devrimi Lideri Ofisi Uluslararası İşlerden Sorumlu Yardımcısı: Füze ve İHA Gücü, İran’ın Düşmanlara Karşı Caydırıcılığının Dayanağıdır

İslam Devrimi Lideri Ofisi Uluslararası İşlerden Sorumlu Yardımcısı, İran’ın füze ve insansız hava aracı (İHA) gücünü, ülkenin düşmanlarına karşı caydırıcılığının dayanağı olarak nitelendirdi.

Parstoday’in haberine göre, İslam Devrimi Lideri Ofisi Uluslararası İşlerden Sorumlu Yardımcısı Ayetullah Muhsin Kumi, Bengalceye çevrilen “Şehit İmam Hamenei” külliyatının tanıtım töreninde yaptığı konuşmada şöyle dedi: “Etkin caydırıcılığın ilk unsuru askerî güçtür. Güçlü bir düşmana karşı durmak isteyen bir ülke, yeterli savunma kapasitesine sahip olmalıdır. İran, devrim sonrası yıllar boyunca füze, İHA, hava savunması ve diğer savunma alanlarında ilerleme kaydetti. Bu kabiliyet, ülkenin gençlerinin, bilim insanlarının ve uzman kadrolarının çabasının ürünüdür.”

Ayetullah Muhsin Kumi şöyle ekledi: “İran İslam Cumhuriyeti’nin stratejisi ne teslimiyet ne de alışılmış anlamda savaş yanlılığıdır; aksine aktif caydırıcılık oluşturmaktır. Aktif caydırıcılık, düşmanın İran’a saldırının bedelsiz olmayacağını ve vurup kaçma imkânı bulunmadığını bilmesi demektir.”

İslam Devrimi Lideri Ofisi Uluslararası İşlerden Sorumlu Yardımcısı ayrıca şunları söyledi: “İslam ülkeleri coğrafi, ekonomik, beşerî ve medeniyet bakımından büyük kapasitelere sahiptir. Ancak bu kapasitenin önemli bir kısmı doğru şekilde tanınmamış ve harekete geçirilmemiştir. Hürmüz Boğazı, Babülmendep, Malakka Boğazı, Boğaziçi, Çanakkale Boğazı ve Süveyş Kanalı, İslam dünyasının jeopolitik kapasitesine örneklerdir. Petrol, doğal gaz, maden kaynakları ve stratejik konumlar da bu kapasitenin diğer parçalarını oluşturmaktadır. İslam dünyası bu imkânları tanır ve bağımsızlık ile halkların savunulması doğrultusunda kullanırsa, küresel dengeler değişecektir.”

Ayetullah Muhsin Kumi şu değerlendirmede bulundu: “Bangladeş, Pakistan, Irak ve diğer İslam ülkelerinin halklarının İran’a ve direniş cephesine verdiği destek, yalnızca geçici bir siyasi destek değildir; bunun tarihsel ve stratejik bir kavrayışa dayanan kökleri vardır. Halklar giderek İran meselesinin, İslam dünyasının kaderinden ayrı bir mesele olmadığını anlamıştır. Bugün bağımsız bir millet hedef alınır ve diğerleri sessiz kalırsa, yarın sıra başka ülkelere gelecektir. Bu nedenle farklı ülkelerde insanlar kendi bayraklarıyla meydanlara çıkmakta ve direnişi desteklemektedir.”

İlgili Makaleler