
Tesnim Haber Ajansının haberine göre İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nun, avrupa birliğinin düşmanca ve yapıcı olmayan bir adım atarak “İslam Devrimi Muhafızları Ordusu”nu terör örgütleri listesine dahil etmesine ilişkin bildirisi aşağıdaki gibidir:
Bismillahirrahmanirrahim
avrupa birliğinin, “İslam Devrimi Muhafızları Ordusu”nun adını terör örgütleri listesine alma yönündeki düşmanca, itibarsız ve seviyesiz girişiminin ardından; İran’ın büyük milletinin tüm kesimlerinden gelen geniş çaplı destek, dayanışma ve hikmetli tutumlar karşısında saygıyla eğiliyor ve derin şükranlarımızı ifade ediyoruz. Bu ulusal dayanışma, İran milletinin sistemin sosyal sermayesine ve bunun tarihî dönemeçlerdeki belirleyici rolüne ilişkin ortak anlayışının açık ve görkemli bir tezahürüdür; söz konusu sermaye, her zaman zorlukların aşılmasını ve bu toprakların yeminli düşmanlarının etkisiz kılınmasını mümkün kılmıştır.
Bu çerçevede ve “İslam Devrimi Muhafızları Ordusu”nun, İslam vatanının kapsamlı savunulması ile aziz İran halkının güvenlik ve huzurunun korunmasına yönelik hayati görevini yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığı ve çelik iradesi vurgulanarak, aşağıdaki hususların altı çizilmektedir:
1) avrupa birliğinin bildirisi, itibarsız, hukuki ve siyasi meşruiyetten yoksun ve uluslararası ilişkilerin ilke ve mantığına aykırı bir adımdır. Bu tür girişimler, IRGC’nin irade ve görevlerinde herhangi bir zafiyete yol açmadığı gibi, ülkenin çıkar ve güvenliğinin korunmasına yönelik iç bütünlüğü güçlendirmekte ve ulusal kararlılığı artırmaktadır.
2) avrupa birliğinin bu yaklaşımı, fiilen abd’nin müdahaleci politikalarıyla açık bir uyum içinde olup, özellikle zalim ve terörist siyonist rejim başta olmak üzere bazı kriz yaratan bölgesel aktörlerin istikrarsızlaştırıcı rolünü görmezden gelmektedir. Kuşkusuz bu tür adımlar, bölgesel barış ve güvenliğe katkı sunmadığı gibi, karşıtlık temelli yaklaşımları güçlendirerek etkileşim ve yapıcı işbirliği yollarını daha da zorlaştırmaktadır.
3) İslam Devrimi Muhafızları, son on yıllar boyunca her zaman İran milletinin savunma kalkanı ve dayanağı olmuş; ülkenin bağımsızlığının, güvenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasında olduğu kadar, yoksunlukların giderilmesi ve halka hizmet alanında da bir an bile tereddüt etmemiştir.
Şu ciddi soru ortadadır: avrupa birliğine üye devletler hangi mantıkla, İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nun İran halkının güvenliğini savunmasını, 18 bin masum İranlının şehit edilmesine neden olan bölücü terörist gruplar ve Münafıklar’a karşı mücadelesini ve ayrıca IŞİD ile mücadeleyi terör eylemi olarak nitelendirmektedir?
Sekiz yıllık dayatılmış savaşta ve on iki günlük çatışmalarda, İslam Devrimi Muhafızları Ordusunun diğer silahlı kuvvetler mensubu silah arkadaşlarıyla birlikte İslam vatanını meşru biçimde savunması nasıl terörizm olarak tanımlanmaktadır? Hangi mantıkla, İslam Devrimi Muhafızları Ordusunun İran’ın imarı, yoksunlukların giderilmesi, sel, deprem ve salgın hastalıklar gibi afet ve musibetlerde halka yardım, bilim ve teknolojinin geliştirilmesine katkı ile yol, cadde, köprü, baraj, santral, okul inşası ve binlerce diğer toplumsal faaliyeti terör eylemi olarak gösterilmektedir?
4) Sahadaki gerçekler, bazı avrupa ülkelerinin; Münafıklar adlı şeytani örgüt, IŞİD ve ayrılıkçı akımlar dâhil olmak üzere çeşitli terörist grupların yetiştirildiği ana merkezler ve sığınaklar hâline geldiğini ve bu yapılara silah, medya ve lojistik destek sağlamaktan farklı biçimlerde kaçınmadıklarını göstermektedir.
Dünya kamuoyunun avrupa ülkelerinden beklentisi, bu çifte standartlı tutumlar yerine, terörist siyonist rejimin Gazze’de hastaneler, okullar, su ve elektrik şebekeleri dâhil hayati altyapıyı tahrip etmesine ve 70 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine, yaklaşık 170 bin çocuk, kadın ve mazlum Gazze halkının yaralanmasına yol açan vahşi suçlarını açık ve kararlı biçimde kınamaları yönündeydi.
5) İslam Devrimi Muhafızları Ordusu, avrupa birliğinin siyasi girişimini kesin bir dille kınayarak ve İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’na birlik ve güç kazandıran bir destek sunarak bir kez daha ulusal dayanışmayı sergileyen aziz İran halkına, yüce taklit mercilerine, üç erkânın saygıdeğer başkanlarına, Saygıdeğer Uzmanlar Meclisi’ne, Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’ne, Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin saygıdeğer üyelerine, muhterem Bakanlar Kurulu’na, İslami Şura Meclisi’nin saygıdeğer milletvekillerine; muhterem cuma imamlarına, Milli Güvenlik Yüksek Konseyi’nin saygıdeğer sekreterine, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı’na, İran İslam Cumhuriyeti Ordusu’na, İran’ın kolluk kuvvetleri komutanlığına, silahlı kuvvetlerin komutanları ve tüm mensuplarına, İran İslam Cumhuriyeti Radyo ve Televizyon Kurumu’na, İstihbarat Bakanlığı’na, Savunma ve Silahlı Kuvvetleri Destekleme Bakanlığı’na; Dışişleri Bakanlığı’na, kurumlara, gruplara ve siyasi akımlara, medya yöneticileri ve mensuplarına içten teşekkürlerini sunmaktadır. Bu eşlik, sinerji ve dış baskılar karşısındaki ulusal birlik ve beraberlik, millet ile ulusal güvenliği ve egemenliği koruyan kurumlar arasındaki derin bağın açık bir göstergesidir.
6) Son olarak, insanlığın yegâne kurtarıcısı Hazret-i Sahibüzzaman’ın (a.f.) mübarek doğum yıldönümü ve İslam Devrimi’nin görkemli zaferinin yıl dönümü olan kutsal Fecr günleri vesilesiyle, İran milletinin tüm fertlerine ve dünyanın dört bir yanındaki İslam Devrimi’ne gönül verenlere tebriklerimizi sunarken şu husus vurgulanmaktadır:
“İslam Devrimi Muhafızları Ordusu”, “Velayet ve Liderliğin askeri”, “Milletin hizmetkârı”, “Diğer silahlı kuvvetlerle omuz omuza savaşan” ve “Aziz ve onurlu İran’ın koruyucusu” olarak, Yüce Allah’a sığınarak, Hazret-i Veli Asr’ın (a.f.) inayeti ve Velâyet ve Liderliğin Yüce Makamı ile Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Hazret Ayetullah İmam Hamaney’in liderliği ve komutası altında, İslam vatanının savunulması ile İran’ın aziz halkının güvenliği, huzuru ve onurunun korunmasına yönelik hayati görevlerini yerine getirme konusunda hiçbir çabadan geri durmayacaktır.
İslam Devrimi Muhafızları Ordusu




