
israil rejiminin Somaliland’ı resmen tanıma kararı, Tel Aviv için herhangi bir stratejik kazanım sağlamamakla kalmayıp, bölgesel gerilimleri daha da artırıyor, Somaliland’ın iç bölünmelerini derinleştiriyor ve rejimin diplomatik izolasyonunu artırıyor.
ISNA’ya göre, Jerusalem Post gazetesi bir makalesinde, İsrail rejiminin “Somaliland”ı bağımsız bir varlık olarak resmen tanıma kararının, olumsuz sonuçları olası faydalarından çok daha ağır basacak stratejik bir hata olduğunu vurguladı.
Somaliland’ın uluslararası tanınma kazanmak için on yıllardır sürdürdüğü çabalar anlaşılabilir olsa da, Siyonist rejimin aceleci eylemi, Somaliland’ın iç bölünmelerini derinleştirmekle kalmayıp, Afrika Boynuzu’ndaki bölgesel gerilimleri de yoğunlaştıran, Tel Aviv’in ilan ettiği güvenlik hedeflerine katkıda bulunmayan ve nihayetinde işgalci rejimin diplomatik olarak izole edilmesine yol açabilecek garip ve zararlı bir eylemdir.
Makalede, Somaliland’ın uluslararası tanınma için öne sürdüğü argümanların prensip olarak, Somali’nin diğer bölgelerine kıyasla göreceli istikrarı ve daha iyi yaşam koşullarına dayandığı belirtiliyor. Yazara göre, sömürge döneminden kalma devlet yapıları, bölgedeki topluluklara güvenlik, istihdam ve siyasi meşruiyet sağlamada birçok durumda başarısız olmuştur. Ancak makale, Siyonist rejimin Somaliland’ı tanımasının pratikte bu oluşumu güçlendirmediğini, aksine kırılganlığını artırdığını ve Tel Aviv’e önemli bir stratejik kazanım getirmeden iç bütünlüğünü zayıflattığını ifade ediyor.
Jerusalem Post’a göre, Siyonist rejimin bu hamlesi, bazen onu haklı çıkarmak için öne sürülen Ensar-ı Allah’la mücadele, Afrika Boynuzu’ndaki Türk etkisini sınırlama, Kızıldeniz’i güvence altına alma, sözde “İbrahim” anlaşmalarını genişletme veya Filistinlilerin Gazze’den çekilmesini kolaylaştırma gibi hedeflere ulaşmıyor. Makale, Somaliland’ı tanımanın Tel Aviv’e sağlayacağı faydadan çok Somaliland’ı zayıflatacağını ve stratejik getirilerinin çok sınırlı olacağını savunuyor.
Makalede ayrıca Somaliland’ın bağımsız bir devlet olarak tanınması girişiminin büyük ölçüde İsrail istihbarat teşkilatı tarafından yönlendirildiği belirtiliyor. Yazar, Mossad’ın merkezi rolünü “kurumsal kibir”, “stratejik küstahlık” ve Afrika Boynuzu gerçeklerine yüzeysel bir anlayışın işareti olarak görüyor. Makaleye göre, Mossad daha önce Ensar Allah tehdidini öngörememiş ve şimdi de Sudan’da ortaya çıkan tehlikeleri hafife almaktadır.
Makalenin bakış açısından kararın zamanlaması da önemlidir. Jerusalem Post, İsrail başbakanının Somaliland’ın kimlik tespitini kolaylaştırdıkları için dışişleri bakanına, Mossad başkanına ve kuruma kamuoyu önünde teşekkür ettiğini ve başarılar dilediğini yazıyor. Ancak makale, Somaliland’ın acil kimlik tespit ihtiyacı ve İsrail’de yaklaşan seçimlerin yarattığı siyasi iklimin, uzun vadeli stratejik çıkarlarla mutlaka örtüşmeyen bir siyasi fırsat yarattığını savunuyor
Makale, Somaliland’ın istikrarlı, demokratik ve bağımsız bir siyasi varlık olarak imajının iç gerçeklerden çok uzak olduğunu vurguluyor. Jerusalem Post’a göre, aşiret kimlikleri siyasette, toprak mülkiyetinde ve siyasi temsilde belirleyici bir rol oynuyor. İshak aşireti Hargeisa, Berbera ve Burao gibi büyük şehir merkezlerini kontrol ederken, Sol ve Sanag gibi doğu bölgeleri tartışmalı durumda ve Delbahante ile Darood’un diğer alt kolları Somali federal hükümetine sadık kalıyor.
Makalede, Somali hükümetinin 14 Nisan’da “SSC-Khatumo” adlı bir oluşumu altıncı federal devlet olarak tanıdığı hatırlatılıyor; yazara göre bu adım, Somaliland’ın kontrolündeki toprakları eski İngiliz Somaliland’ının yaklaşık yüzde 45’ine indirdi ve bağımsızlık iddiasını ciddi şekilde zayıflattı.
Makalede ayrıca kuzeybatıda, özellikle Cibuti ile yakın bağları olan ve sık sık Somaliland merkezinin otoritesine direnen Udal ve Borama bölgelerindeki “İsa” kolu başta olmak üzere “Geyik” kabilesinin rolüne de dikkat çekiliyor. Yazara göre, Tel Aviv’in Somaliland’ı tanıması, hem doğuda hem de kuzeybatıda çatışmaları yoğunlaştırabilir; zira Somali federal hükümetiyle ittifak halindeki kabileler, İsrail rejiminin varlığını Hargeisa yönetimine karşı muhalefeti harekete geçirmek için kullanıyor.
Makalede ayrıca, böyle bir gelişmenin El-Şebab’a propaganda gücü sağlayacağı da belirtiliyor. Somali milliyetçileri ve İslamcı hareketler arasındaki Siyonizm karşıtı duygular, yeni üyeler kazanmak ve meşruiyet elde etmek için kullanılabilir.
Makale, stratejik bir bakış açısıyla, bu tanımlamanın Ensarullah’ı zayıflatmaya yardımcı olmadığını vurguluyor. Yazar, Ensarullah’la etkili bir şekilde mücadele etmenin, Somaliland’ın sahip olmadığı tutarlı bir kara ve askeri operasyon gerektirdiğini söylüyor. Makaleye göre, Siyonist rejimin olası varlığı da stratejik dengeyi değiştirmeden saldırı riskini artırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Sonuç olarak, makale İsrail’in Somaliland’ı tanımasının ne Tel Aviv’in ne de Somaliland’ın çıkarına olmadığını belirtmektedir. Yazara göre, bu adım iç bölünmeleri derinleştiriyor, bölgesel gerilimleri artırıyor, aşırılıkçı söylemleri güçlendiriyor ve işgalci rejimi diplomatik sahnede daha da izole ederek her iki tarafı da ciddi ve gereksiz risklere maruz bırakıyor.




