
Tasnim Haber Ajansının haberine göre Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’ın, Beyrut’un güney banliyölerinde şehit düşen büyük direniş komutanı Heysem el-Tabatabai ve yoldaşlarını anma töreninde yaptığı konuşmanın en önemli noktaları şöyle:
Şehit Komutan Seyyid Ebu Ali, savaşın planlanması ve yönetimi ile sonrası için hazırlık konusunda büyük özelliklere sahipti.
Ebu Ali, Lübnan’daki çeşitli cephelerde ve Suriye’de tekfircilere karşı meydanın evladıydı ve Yemen’deki kardeşlerine yardım ediyordu.
siyonist rejiminin bu suikasttaki hedefi gerçekleşmedi ve asla gerçekleşmeyecektir; biz bu yola devam ediyoruz ve işleri doğal seyrinde takip ediyoruz.
Hataların meydana gelmesini önlemeliyiz, boşluklar sorununu çözmeliyiz ve bu konuda ders ve ibret almalıyız.
Bu beş şehit (Şehit Seyid Ebu Ali ve silah arkadaşları) gelecek faaliyetler için hazırlık yapıyorlardı; onlar bizim gururumuzdur.
Bu açık bir saldırı ve tam anlamıyla bir suçtur; buna yanıt verme hakkımız vardır ve zamanını biz belirleyeceğiz.
Ateşkes; direnişin, halkın ve Lübnan’ın zaferidir; çünkü düşmanın direnişi yok etme hedeflerini gerçekleştirmesini engelledik.
Papa’nın bu hayati aşamada Lübnan’a yapacağı ziyareti memnuniyetle karşılıyor ve bunun, kurtuluş ve düşman saldırılarının sona ermesi yoluyla Lübnan’da barışın sağlanmasına yardımcı olmasını umuyoruz.
israilli işgalciler direnişi sona erdirme konusunda başarısız oldular, direniş savaşçıları efsanevi bir performans sergilediler.
Bir anlaşma sağlanmıştır; çünkü yanımızda müttefiklerimiz ve Emel Hareketi’ndeki kardeşlerimiz, fedakar halk ve Lübnan ordusunun performansı bulunmaktadır.
israilin saldırısı, sadece direnişe değil, tüm Lübnan’a yönelik bir saldırıdır.
Bu, Cumhurbaşkanı’na yönelik bir saldırı değil midir? O hikmet ve basiretle hareket etmektedir. Bu, orduya ve komutanlığına yönelik bir saldırı değil midir? Ordu, iç güvenliği korumak ve toprakları özgürleştirmek için çalışmaktadır.
amerikan yaptırımları tüm Lübnanlıları etkileyecektir; bu yaptırımların hedeflerinden biri, Lübnan’ın ekonomik projesinde aciz kalmasıdır.
Düşmanın güney köylerinde, Bekaa’da, kuzeyde, Dahiye’de, Beyrut’ta ve tüm yerlerde halka yönelik saldırılarına tanık oluyoruz. Düşman İHA’ları Hükümet Sarayı (Başbakanlık) üzerinde bile uçmaktadır ki bu eylemler, israil tarafından Lübnan’ın havadan işgalidir.
Düşman saldırılarına karşı caydırıcılık; kurtuluş, ülkenin korunması, düşmanın yaklaşmasının engellenmesi, onunla yüzleşilmesi ve düşmanın topraklarımızda kalmaktan alıkonulması yoluyla mümkündür.
Lübnan devleti ne kurtuluşu sağlamış ne de Lübnan’ı korumuştur; devlet, istikrar adına düşmanı engellemek için siyasi yolu seçmiştir.
Siz Direnişin silahın içeride engelleyici bir sorun olduğunu söylüyorsunuz; bu siyasi bir görüştür ve biz bu siyasi görüşü incelemeye hazırız.
israili kovmak için Hamra Caddesi’nde (Beyrut) yapılan yürüyüş, ülke içinde israile karşı olan, onun projesini istemeyen ve israil ile yüzleşmeye hazır grupların olduğu anlamına gelmektedir ve biz bu meseleden yararlanmalıyız. Düşman saldırganlığının bir parçası olan amerikan vesayetine tanık oluyoruz ve buna karşı uyanık olmalıyız.
Bu vesayet israilin propagandasını yapmakta ve siyasette, medyada, ekonomide, parada ve tüm biçimlerde israil baskısını kullanmaktadır.
Lübnan’daki israil uşaklarını bir azınlık olarak görüyorum; sayıları az olmasına rağmen Lübnan için sorun yaratıyorlar, çünkü onlar amerika ve israil ile birlikte Lübnan’ın istikrarına, büyümesine ve kurtuluşuna engel oluyorlar.
Bunlar (siyonist rejimin uşakları ve paralı askerleri), Lübnan’ın değil, yalnızca israil ve amerikanın yararına olan bir rol oynamaktadırlar. Savunma stratejisi için toplantılar düzenlemeliyiz; ancak ne israil ve amerikanın baskıları altında ne de mevcut anlaşmanın iptali altında.
Bizi çok güçlü fırtınalar karşısında sarsılmaz dağlar gibi güçlü kılan iman gücüne, iradeye, vatandaşlığa, toprağa aidiyete ve şehitlerin kanına vefa gücüne sahibiz.
Bizi sürekli israilin yakında Lübnan’a geniş çaplı saldırılar düzenleyeceği yönünde tehdit ediyorlar; bu tehditler bizi teslim olmaya zorlamak amacıyladır, tüm bu tehditler siyasi baskıların bir biçimidir.
Son aşamada tehditlerin seviyesini artırdılar; çünkü geçtiğimiz bir yıl boyunca düşük seviyedeki tehditlerin kendileri için yeterli sonucu sağlamadığı sonucuna vardılar.
amerikanın siyasi baskılarının sonuçsuz kaldığı ve ordu, direniş ve halk arasında fitne çıkarma çabalarının bir yere varmadığı sonucuna ulaştılar.
Hiç kimsenin Lübnan’ın gücünden, toprağından ve onurundan taviz verme yetkisi yoktur; devlet, düşmanın kalmasını önlemek için çaba göstermelidir. Onlar umutsuzluğa kapılmalıdır; tehdit etsinler ve istedikleri şeyi yapsınlar, tüm dünyayı bize karşı toplasınlar ve tüm araçlarla çabalasınlar.
Bizim ölçütümüz ve kriterimiz bağımsızlığımız ve özgürlüğümüzdür; ancak teslim olanların ölçütü ve kriteri köleler gibi yaşamak ve zillet içinde yaşamaktır; fakat biz özgür insanlarız ve köleliği ve uşaklığı asla kabul etmeyeceğiz.
Hepimiz birlik olmalı ve yabancılara teslim olmamalıyız, herkesin birbiriyle uzlaşması gerekir. Her türlü taviz verilmesi, düşmanın daha da tamahkar olmasına neden olur; düşmanın hesapları vardır.



