
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, abd ve siyonist rejimin politikalarının yol açtığı benzeri görülmemiş kaosa dikkat çekerek, uluslararası hukukun zayıflatılması ve güç mantığının yayılmasının bölgesel ve küresel güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Başkanı Said Hatibzade, Japonya’nın başkenti Tokyo’da düzenlenen Pugwash Dünya Konferansı’nda yaptığı konuşmada, uluslararası sistemdeki endişe verici eğilimleri eleştirerek şöyle dedi: “Son yıllarda küresel düzen, hukuka dayalı çerçeveden güç ve zor temelli bir düzene doğru kayıyor; bu tehlikeli gidişat, dünya barışının ve istikrarının temellerini sarsıyor.”
Parstoday’in İRNA’dan aktardığına göre, Hatibzade, abd’nin ve onun bazı bölgesel müttefiklerinin – özellikle de siyonist rejimin – yıkıcı politikalarına dikkat çekerek şunları söyledi: “Batı önce siyasi baskılarla hukuka dayalı düzeni, kurallara dayalı bir düzene dönüştürdü; şimdi ise açıkça zorbalığa dayalı yeni bir düzen şekilleniyor. Bu düzen, barış karşıtı ve uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırıdır.”
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, “Hukuka dayalı düzenden zor ve güce dayalı düzene geçiş, uluslararası ilişkilerin geleceği için en büyük tehdittir,”diyerek, dünyanın bugün Gazze ve Filistin’de açık bir soykırıma tanıklık ettiğini, bu suçun mevcut küresel düzenin gerçek yüzünü ortaya çıkardığını belirtti.
İran Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Başkanı, abd ve israilin Batı Asya’daki askeri politikalarını eleştirerek şöyle konuştu: “siyonist rejim ve abd’nin İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırıları, diplomasi yoluna açık bir ihanetti ve uluslararası hukukun kuşatma altına alındığını gösterdi. Bu saldırılar bir tehditten değil, jeopolitik hırs ve bölgeye hegemonya dayatma çabasından kaynaklanmaktadır.”
İranlı üst düzey diplomat, Filistin halkı için adaletin tesis edilmesi gerektiğini vurgulayarak,
“Ortadoğu Nürnberg Mahkemesi” adıyla insanlığa karşı suç işleyenlerin yargılanacağı bir mahkemenin kurulmasını önerdi ve şöyle ekledi: “Diplomasiden umut, ancak adalet ve sahadaki gerçekler üzerine inşa edildiğinde anlam kazanır.”




