
Tesnim Haber Ajansının haberine göre İslam Cumhuriyeti İran’ın Lübnan Büyükelçisi Müçteba Emini, bölgedeki son gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunarak, israil rejiminin Gazze’deki eylemlerinin Lübnan’daki yaklaşımıyla benzerlik taşıdığını vurguladı.
Emini, “israil rejimi, krizin tam ölçekli bir savaşa dönüşmemesi için ‘belirli bir tavan altında kontrol altına alınmış çatışma’ modelini uygulamaya çalışıyor. Yemen’in saldırılarını durdurmasının arkasındaki mantık da budur. Ancak israilin saldırıları genişlerse, diğer ülkelerin de sahaya dahil olması muhtemeldir” dedi.
Büyükelçi, israil başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iç ve dış baskılar nedeniyle ciddi bir kriz içinde olduğunu belirterek, “abd’nin savaşın genişlemesine karşı çıkması da dahil olmak üzere yoğun bir baskı altında olan Netanyahu’nun yeni bir çatışmaya girişme kapasitesi kalmamıştır” diye konuştu.
Emini, Hamas’ın silahsızlandırılmasına dair iddiaları “ulaşılmaz bir varsayım” olarak nitelendirerek, “Hamas asla silahlarını bırakmayacaktır; bu, geçmişte hükümete katılma teklifinden vazgeçmesiyle karıştırılmamalıdır” vurgusunu yaptı.
İran’ın Lübnan Büyükelçisi, israilin “sıfır ve yüz cepheleri” yaratmaya çalıştığını söyledi:
“israil, diğerlerine ders olsun diye ‘tam zafer’ ya da ‘tam yenilgi’ örnekleri üretmeye çalışıyor. Aynı şekilde, İran’ın çökmesi ve parçalanması yoluyla siyonist karşıtlığını ortadan kaldırmaya çalıştı; ancak bu çabası başarısız oldu.”
Emini, Litani Nehri’nin güneyindeki son gelişmeleri “2006 anlaşmasının devamı” olarak değerlendirdi ve bunun yeni bir gelişme olmadığını belirtti. “Hizbullah, siyasi ve askerî iradesiyle hâlâ güçlü bir şekilde ayakta durmaktadır” dedi.
Büyükelçi, “abd ve israilin Lübnan hükümetine Hizbullah’ın silahsızlandırılması yönünde baskılarını sürdürüyor, ancak hükümetin bu konudaki iç kararları direnişle karşılaşmakta ve direniş cephesi alternatif çözümler aramaktadır” diye ekledi.
Emini, israil ile herhangi bir anlaşma olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Aramızda hiçbir anlaşma yoktur. Tek anlaşmanın içeriği şuydu: ‘Eğer sen vurmazsan, ben de vurmam.’ İşte bu, ateşkesin ta kendisiydi.”
“Günümüzde Hizbullah ve Hamas’ın aktif varlığı sayesinde durum dengelenmiş durumda. Esir takasları bile direniş cephesinin örgütlülüğünü, silahını ve iradesini gösteren açık bir işarettir” dedi.
Emini, Hamas’ın zorlu koşullarda bu kadar çok sayıda esiri güvenli şekilde tutabilmesini “büyük bir güç göstergesi” olarak değerlendirdi ve “Bu, direnişin kurumsal yapısının hâlâ sağlam olduğunu kanıtlamaktadır,” dedi. Büyükelçi, “Yaklaşık 7-8 bin Hamas savaşçısının çağrılması, israili tamamen hazırlıksız yakalamıştır” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, “Eğer esir takas sürecinde tek bir Hamas komutanı ya da savaşçı silahıyla ortaya çıkarsa, bu bile ‘Hamas’ın yok edildiği’ iddiasının tam bir çöküşü anlamına gelir” diye konuştu.
Emini, israil içindeki protestocuların bu gerçeği Netanyahu’ya karşı kullandığını belirterek, “Siz ‘Hamas yok edilmeli’ dediniz; ne Hamas’ı yok ettiniz ne de israili ağır kayıplardan ve yıkımlardan koruyabildiniz.” dediklerini hatırlattı.




